Skip to content
Ocak 25, 2009 / hakansezer

Ne Mutlu Türküm Diyene!..

kirmizi2_resize

Sen ellerimde
Sen gözlerimde
Issız geçen her gecemde
Herşeyinle yanımdasın

En zor bu gerçekten
Sevdiğimi söylemeden
Ayrıldım yine senden
Yoksun sen aslında
Yalnızım bu kumsalda
Neler neler yapıyorsun
Bensizken Ankara’da…

dsc_5455_2144x1424

Haluk Levent’in eski bir şarkısıyla başladım bu yazıma… Güzel şarkıdır bana göre…

Ankara da güzel şehirmiş. Denildiği kadar sıkıcı bir şehir değilmiş… Tamam belki deniz, kumsal, sahil yok… Ama bir duruşu var Başkentimin… Mesela bir Anıtkabir’i var ki sadece o muhteşem eseri görmek için bile gidilebilir. Ben de hem fotoğraf çekmek hem eğlenmek hem de Anıtkabir’i gezmek için gittim.

dsc_5293_2144x1424
Ankara’ya gitmeden önce Haydarpaşa Garı’nda buluşacaktık. Ben de o gün biraz erken gidip Haydarpaşa’dan Kadıköy sahili’ni çekmek istedim.
Haydarpaşa’ya vardığımda dışarıda sulu kar yağıyordu. Ben yine de sahili bir kaç kare fotoğrafladım.
Fotoğraf çekerken arkamda bir gölge belirdi. Eyvah dedim yine Burda çekim yapmak yassah gardeşim diyecek biri diye düşünürken
yanıma gelen güvenlik görevlisi, “Abi fotoğraflarına bakabilir miyim? Ben de çok meraklıyım fotoğraf çekmeye demez mi?
İşte o zaman derin bir ohh çektim.
dsc_5031_2144x1424

Dışarda sulu karı yedikten sonra Gezenbilir ekibinden Esra’yı gördüm ve onunla birlikte içeriye girdik.
İçerde kimse yok mu diye sağa sola bakınırken Gar Restoran’a girmeyi akıl eden Esra’ya burdan teşekkürlerimi sunuyorum ve aşağıdaki fotoğrafı gönderiyorum

dsc_5047_2144x1424

Biraz restoranda oturduktan sonra Nilsun’la göz göze geldik. Nilsun bana sanki ne zaman çekmeye başlayacaksın benim fotoğraflarımı der gibi bakıyordu.
Şöyle bir yutkundum ve tam hadi çıkalım da tren hareket etmeden önce biraz fotoğraf çekelim diyecektim ki eski bir harami olan Berk kardeşim hadi fotoğraf çekmeyeee
diyerek kalktı ve Nilsun ve ben de zıplayarak restoranı terk ettik. Aşağıdaki fotoğrafları işte bu sırada çektim…

dsc_5055_2144x1424

dsc_5065_2144x14241

dsc_5049_2144x14241

Artık trenin hareket etmesine dakikalar kalmıştı… İlk kez trenle bu kadar uzun bir yolculuğa çıkacak olmanın da heyecanıyla 3-4 saniye sonra istasyondaydım
Bir kaç kare de tren fotoğrafı çekmek istedim. İşte tam o esnada Mustafa ve Esra’yı gördüm trenin yanında… Herhalde makinenin son ince ayarlarını yapıyorlardı.
İşte o fotoğraf…
dsc_5071_2144x1424

40 HARAMİLER DE BURADA
Bu fotoğrafı çektikten sonra biraz daha ileriye doğru gidince bizim 40haramilerden bir ekibi görmekle görmemek arasında gidip geldim.
Burcu’nun sesini duyunca tamam dedim 40 haramiler de bizimle birlikte… Tuba Ünsal harami’nin misafiri olarak gelen Onur ve Burcu, bana “Kardeşim burda da mı sen?” deyince asıl sizin ne işiniz var burda demekle yetindim . Ama iyi ki geldiniz. Umarım eğlenmişsinizdir. (Haa bu arada ikinizin güzel fotoğraflarınız var bende onları da bir ara göndereceğim size)

dsc_5075_2144x1424

Artık trene yavaş yavaş binmeye başladık. Organizasyonu yapan ancak bizimle gelemeyen Koza da bizi uğurlamaya gelenler arasındaydı.
Hatta biz gardan ayrılırken çok duygusal anlar yaşandı İşte o duygusal anın fotoğrafı

dsc_5080_2144x1424

VUR PATLASIN ÇAL OYNASIN
Tren hareket eder etmez (Bakın eder etmez diyorum) herkes restorandaki yerini almıştı bile
Yalnız restoranda müzik eksikti. Onu da çantamdaki hoparlör ve Pınar’ın mp3 playerıyla giderdik. Sonra vur patlasın çal oynasın derken saat 3 olmuştu bile.
Bu sırada uzun zamandır görüşemeyen ve sohbet etmek için treni seçen!!! iki hanfendi de bence hata etmişti.
Neyse söylene söylene odalarına gittiler ama bizim eğlence aynı hızda devam ediyordu.

dsc_5089_2144x1424

dsc_5098_2144x1424

Sabaha 4 saat kala odamın yolunu tuttum. Ama son anda bana ayrılan oda dolmuştu ve ben de bulduğum bir odada yattım. Gerisini hatırlamıyorum .
Saat 7 gibi kalktım. Son vagona kadar yürüyüp tren hareket ederken de fotoğraflar çekmek istedim… Nitekim de öyle yaptım. Dışarıda gerçekten güzel bir görüntü vardı.
İşte o görüntüler…

dsc_5101_2144x1424

dsc_5109_2144x1424

dsc_5135_2144x1424

dsc_5148_2144x1424

dsc_5162_2144x1424

Vagonların koridorlarında adaşım Hakan’ı yakaladım. Bana modellik yaptığı için kendisine çok teşekkür ediyorum. Çok sabırlı bir arkadaş.
Şekilden şekile soktum kendisini… Ama bence 10 numara çıkmış… Siz ne dersiniz…

dsc_5192_2144x1424

ANKARA EKİBİYLE TANIŞDIK
Saat 08:30 gibi Ankara’da trenden indiğimizde bizi Zerrin karşıladı. Zerrin’le ilk kez orada tanıştım. Bundan sonra her Ankara’ya gittiğimde yanına uğramaktan çekinmeyeceğim bir olduğunu gördüm. Kendisi bize çok sıcakkanlı ve misafirperfer davrandı… Tüm İstanbul ekibi adına bir kez daha teşekkürler Zerrin
Üzerine giydiğin kontrast renkli montla hemen her fotoğrafta ışıl ışılsın…
Tanışma ve kaynaşma faslı bittikten sonra kahvaltıya doğru uygun adım marş pozisyonundaydık…
dsc_5197_2144x1424

Herhalde uyku mahmurluğundan olsa gerek Neyin fotoğrafını çekeceğimizi düşünürken ben Esra’nın, Esra da benim karşıma çıkmıştı…

dsc_5202_2144x1424

Kahvaltımızı ettikten sonra ilk olarak Gar’daki Atatürk Müzesi’ni gezdik. Müzeyi gezerken rehber abimiz akıcı üslubuyla bir çok bilgiyi bizimle paylaştı.
Kendisine buradan da çok teşekkür ediyorum.
dsc_5211_2144x1424

Pınar, gece eğlence yetmemiş olacak ki nerde bir zil görse çalıyordu. Şaka şaka… Kendisi bana modellik yaptı…

dsc_5219_2144x1424

Veee işte Nilsun fotoğraflarına başlıyoruz. Nilsun trenin fotoğraflarını çekerken benim de kendisinin fotoğrafını çektiğimden haberi yoktu…
Yoksa var mıydı??? O da benim bir numaralı modellerimden biri.

dsc_5222_2144x1424

İstasyonda tren fotoğraflarını çekmeye başladık. Hayatımızda hiç tren görmemiş gibiydik İşte o anlardan biri…

dsc_5223_2144x1424

Trenlerin hazırlanmasını sağlayan, trafik kontrolöründen aldığı talimata göre trenleri gönderen hareket memuru çektiğimiz onca fotoğrafa rağmen işini büyük bir ciddiyetle yapmaya devam etti. Helal olsun…

dsc_5243_2144x1424

Garda bizim için özel izinle açılmış olan Atatürk’ün özel vagonu ve Atatürk Evi’ni de ziyaret ettik. Esra ve Serdar, Atatürk’ün özel vagonu önünde poz verirken…

dsc_5261_2144x1424

dsc_5264_2144x1424
Sırada Lokomotif müzesi vardı. Ancak dışarıda inanılmaz bir şekilde karla karışık yağmur yağıyordu.
Yürüyerek Açıkhava Lokomotif Müzesi’ne gittik. Süper bir yerdi. Ancak çok yağmur yağdığı için az fotoğraf çekebildim. İşte o fotoğraflardan bir tanesi…
Lokomotiflerin fotoğraflarını çekerken trenler hakkında bayağı bir bilgiye sahip olan adaşımı da görünce deklanşöre bastım…

dsc_5284_2144x1424

dsc_5289_2144x1424

FOTOĞRAF AĞIR BASTI
Çok istedik ama yağmur ve kar nedeniyle Lokomotif Müzesi’nde fazla kalamadık. Buradan yürüyerek Anıtkabir’in yolunu tuttuk. Anıtkabir’in girişindeki kulelerde rehberimiz bize Anıtkabir’le ilgili bilgi verirken Hakan ve ben kulenin içindeki meşalelerle poz veriyorduk. Bir dahaki sefere rehberimi dinleyeceğim söz… (İkisi bir arada olmuyor… Ya fotoğraf çekeceksin ya da rehberle birlikte bilgi alacaksın… Ben bu gezide fotoğraf çekmeyi tercih ettim)

dsc_5295_2144x1424

dsc_5297_2144x1424

ASLANLI YOLDA BAŞLAR EĞİK
Ziyaretçileri, Atatürk’ün huzuruna hazırlamak için yapılmış olan 262 metre uzunluğundaki Aslanlı yol’da ikişerli gruplar halinde toplam 24 aslan var. Bu aslanlar Türk boylarını temsil ediyor. Türk kültüründe güç sembolü olduğu için seçilen aslan figürlerinin çift olması milletin “birlik ve bütünlüğünü” vurgularken, aslanların kedi gibi yatar pozisyonda olması ise bu büyük gücün “barışseverliğini” sembolize ediyor. Yolda, taşlar farklı büyüklüklerde ve Ata’nın huzuruna çıkanların “başlarının öne eğik” olması için 5 santimlik çim boşluğu bırakılarak döşenmiş. Yani kim olursanız olun, ister ABD başkanı, ister vatandaş Hakan… Hep yere bakarak yürümek zorundasınız Ata’nın huzuruna çıkarken…

Aslanlı yolda yürürken tabii ki gücün ve kuvvetin temsilcisi olan Aslanlarla fotoğraf çektirmeden olmazdı. Ben de hem çektim hem de çektirdim tabii ki…

dsc_5304_2144x1424

dsc_5541_2144x1424

Gezenbilir ekibi olarak, çok karizmatik olan bu yoldan geçerken bol bol fotoğraf çektik.

dsc_5318_2144x1424

Büyük önder Atatürk, “Beni nereye gömerseniz gömün, karşımda Türk bayrağı olsun” diye vasiyet etmiş. Anıtkabir inşaası sırasında bu vasiyeti yerine getirmek için Ulu önderin mezarının karşısındaki pencere diğer pencerelerden büyük yapılmış. Bu pencereden de Ankara Kalesinde dalgalanan şanlı bayrağımız görülüyor. Ben buna farklı bir gözle baktım…

dsc_5393_2144x1424

dsc_5396_2144x1424

Ana yapıya giriş kapısının solunda Atatürk’ün Gençliğe Hitabı, sağ yanında da Gençliğin Cevabı bulunmaktadır. Özenle seçilmiş askerler nöbet tutuyor tam burada, gözlerini kırpmaksızın… İki saatte bir yaptıkları nöbet değişikliğine denk geldik. O milli duygumuz bünyemizde daha da bir pekişti. İşte o hitabe önünde nöbet tutan bir asker…

dsc_5402_2144x1424

dsc_5413_2144x1424

dsc_5419_2144x1424

Anıtkabir’in içerisinde yer alan Kurtuluş Savaşı Müzesini gezerken rehberimiz bizi fotoğraf çekmememiz konusunda uyardı. Ben de makineyi off durumuna getirdim. Taa ki Atatürk’ün balmumundan yapılan heykelini görene dek… Müzede çekebildiğim tek fotoğraf… Anıtkabir’in en büyüleyici anlarından biri…

Koç Holding, dünyanın en ünlü balmumu heykel müzesi Londra Madame Tussauds’teki Atatürk heykelinin bir örneğini yaptırmış ve Anıtkabir Müzesi’nde sergilemeye başlamış…
İşte o heykel…

dsc_5445_2144x1424

AĞLAYA AĞLAYA GEZDİK
Yenilenen müze kısmında ses ve görüntü efektleriyle insanı adeta hipnotize eden savaş sahneleri de bulunuyor… Ata’mızın ziyaretine gittiğiniz zaman Anıtkabir’in ihtişamı karşısında bizim nefesimiz kesildi. Ağzımız açık bir şekilde gözlerimizden yaşlar aka aka müzeyi dolaştık.

Müzede dolaşırken duvardaki inanılmaz tablolardan ve rehberimizin bize anlattıklarından etkilenmemek mümkün değildi. Ağlamamak için gözyaşlarımızı zor tuttuk.
Belki de tutamadık… Bu vatan kolay kazanılmadı. Bu topraklar hiç kolay kazanılmadı. Bunu orda bir kez daha yüreğimizde hissettik. Nasıl kurtarmışız…Nasıl satıyorlar… Atamızın ebedi istirahat yerinde bu duygularla müzeyi dolaştık…

Rehberimizin bize anlattığı, biraz da internetten araştırdığım kadarıyla müze hakkında kısa da olsa size bilgi vermek istiyorum. Çünkü burada fotoğraf çekilmiyor. Sadece bakmanıza izin veriyorlar… Ressam Aydın Erkman’ın eskizleri, Moskova Sanat Akademisinde, Azerbaycanlı ve Rus ressamlar tarafından büyük duvar resimlerine dönüştürülmüş… Resim ve maketler o kadar ustaca birleştirilmiş ki, maketin bittiği ve resmin başladığı ara çizgiyi fark edemiyorsunuz bile…

Diğer bir ustalık ise “göz” lerde… 20 metrelik duvar resimlerinin her noktasından size bakan, yürüdükçe sizi takip eden gözleri şaşkınlıkla izliyorsunuz.
Sakarya Panoramasındaki bir topun namlusu ise bir başka usta işi, panorama boyunca yürürken topun istikametinin nasıl değiştiğini anlamaya çalışmayın, zaten anlaşılmıyor.

Panoya sol taraftan bakarken topun istikameti sağ tarafı, sağ taraftan bakarken ise sol tarafı gösteriyor. Gitmeyenlerin mutlaka gidip görmesi lazım.
Yazmakla da, fotoğraf çekmekle de bu muazzam eserler anlatılamaz… Mutlaka o atmosferi yaşamanız lazım…

Yüreğimizin gömüldüğü yerde bir de Atatarük kütüphanesi var ki gerçekten muhteşem… Atatürk hayatı boyunca 10 bine yakın kitap okumuş. Bunlardan 3113’ü burada sergileniyor. Sadece okumamış. Kitaplar üzerinde notlar da almış. Bunları da görebiliyorsunuz….
Ayrıca kendisine hediye edilen kılıçlar, bastonlar ve şiltleri de gördükten sonra, Atatürk’ün makam arabalarının sergilendiği bölüme de uğramayı ihmal etmedik.

dsc_5504_2144x1424

Müzeden çıktıktan sonra baktım Nilsun, Berk’in fotoğraflarını çekiyor. Ben ikisini de çektim.

dsc_5525_2144x1424

Veee artık Anıtkabir’den ayrılık vakti gelmişti. İstemeyerek de olsa Anıtkabir’den ayrılıyorduk.

dsc_5550_2144x1424

ANITKABİR’İN BİLİNMEYENLERİ

Türk milletinin kalbinin attığı yer olan Anıtkabir, bilinen siluetinin yanı sıra bilinmeyen bir çok gerçeği de 50 yıldır derinliklerinde saklıyor. Yapımı 9 yılda tamamlanan yaklaşık 150 bin ton ağırlığındaki Anıtkabir, heykellerinden süslemelerine, kulelerinden kabartmalarına kadar pek çok özel anlamlarla yüklü…

Ölümünden yıllar önce Anıttepe’yi gezerken “bu tepe ne güzel bir anıt yeri” diyen Atatürk, Anıttepe’ye gömüleceğini hissetmiş gibiydi…

Anıtkabir Komutanlığı’ndan alınan bilgiye göre, yapımına 9 Ekim 1944’de başlanan ve 1 Eylül 1953’de tamamlanan Anıtkabir’in yerini ilk olarak Aydın Milletvekili Mithat Aydın önerdi. Ata’nın kabrinin yapımıyla ilgili komisyon Etnoğrafya Müzesi, TBMM’nin arkasındaki tepe (Kabatepe), Ankara Kalesi, Altındağ ve Gazi Orman Çiftliği seçeneklerini eleyerek tam Çankaya’da karar kılacağı sırada, Aydın Milletvekili Mithat Aydın daha sonra “Anıttepe” olarak adlandırılacak olan Rasattepe’yi önerdi. Komisyon üyelerinin de burayı gördükten sonra Aydın’a hak vermeleri üzerine Anıtkabir’in Rasattepe’ye yapılması kararlaştırıldı. Türk milletine gömüleceği yer konusunda bir vasiyette bulunmayan Atatürk’ün yıllar önce bir gezi sırasında Rasattepe’yi gezerken ağzından dökülen “Bu tepe ne güzel bir anıt yeri…” sözleri de bugün için çok anlamlı…

Anıtkabir için 1941’de açılan yarışmaya, İkinci Dünya Savaşı’nın en çetin günleri yaşanmasına rağmen Türkiye, Almanya, İtalya, Avusturya, İsviçre, Fransa ve Çekoslovakya’dan toplam 49 proje katıldı. Ancak en çok beğenilen üç proje arasında Prof. Emin Onat ile Doç. Orhan Arda’nın “25” numaralı projesi kabul edildi.

VATAN TOPRAĞINDA YATIYOR
750 bin metrekarelik bir alan üzerinde aslanlı yol, tören meydanı, mozole ve on kuleden oluşan Anıtkabir, 907 metre yüksekte yer alıyor. Ata’nın kabri 40 tonluk yekpare mermerden yapılan sembolik lahtin yaklaşık 7 metre altındaki mezar odasında bulunuyor Türk milletinin kalbine gömdüğü Atatürk, Selçuklu-Osmanlı kümbet mimarisine göre yapılmış sekizgen şeklindeki mezar odasında “vatan toprağında” yatıyor.

Ölümünden 15 yıl sonra Etnoğrafya Müzesi’ndeki geçici istirahatgahından Anıtkabir’e nakledilen Ata’nın naaşı, tahnit işlemi çözülerek, Suriye’deki Caber Kalesi, Kore’deki Türk şehitliği, Selanik’teki doğduğu evin bahçesi, KKTC ve illerden getirilen toprakların harmanlandığı “vatan toprağına” İslami usullere göre kefenlenerek ve yüzü kıbleye bakacak şekilde defnedildi. Ata’nın kabrinin yer aldığı mezar odasına, Genelkurmay Başkanı’nın izniyle girilebiliyor.

ASLANLARIN SIRRI
Türk milleti için kutsal değerlerle kuşatılan Anıtkabir’deki her mimari unsur ayrı bir mana taşıyor. Ata’nın kabrine ulaşan 262 metrelik Aslanlı yolun sağ ve solunda bulunan 24 aslan, “24 Oğuz boyunu” temsil ediyor. Türk kültüründe güç sembolü olduğu için seçilen aslan figürlerinin çift olması milletin “birlik ve bütünlüğünü” vurgularken, aslanların kedi gibi yatar pozisyonda olması ise bu büyük gücün “barışseverliğini” sembolize ediyor. Ziyaretçilerin de kabrin manevi atmosferine ayak uydurmaya yönlendirildiği Aslanlı yolda, taşlar Ata’nın huzuruna çıkanların “başlarının öne eğik” olması için 5 santimlik çim boşluğu bırakılarak döşenmiş.

Depreme karşı dayanıklı kılmak için tıpkı bir geminin su altındaki kısmı gibi toprağın içine yerleştirilen Anıtkabir’de mozolenin iç duvar ve zemini en nadide mermerlerle kaplanırken, tavanları renkli ve altın varaklı İtalyan mozaikleriyle süslenmiş. Milli değerleri temsil eden isimler verilen ve Selçuklu çadır mimarisinin özelliklerini yansıtan bir mimariyle yapılan 10 kule Anıtkabir’in siluetine ayrı bir değer katıyor.

BAYRAK DİREĞİ ABD’DEN GELDİ
Anıtkabir’in diğer unsurlarında olduğu gibi bayrak direği de çok özel… Anıtkabir’in 33,5 metre uzunluğundaki bayrak direğini 1946 yılında Nazmi Cemal adlı bir Türk vatandaşı ABD’den gönderdi. 4 metresi kaidenin altında gömülü bulunan direğin 29,5 metresi görülebiliyor.

MÜZEDEKİ ESERLER
Anıtkabir’deki Atatürk Müzesi de Ata’nın doldurulmuş köpeği Foks’tan tıraş takımlarına, bastonlarından aldığı çok özel hediyelere kadar özel hayatını yansıtan pek çok nadide parçaya evsahipliği yapıyor. Ata’nın anne ve babasının fotoğrafları, Türkiye Cumhuriyeti’nin verdiği eski yazı ve Latin harfleriyle basılmış iki nüfus cüzdanı, Göğsünde taşımayı en çok sevdiği madalyalardan biri olan 1917’de Sultan 5. Mehmet Reşat’ın verdiği altın imtiyaz madalyası, Sovyet Mareşali Voroshilov ve İran Şahı Pehlevi’nin hediye ettiği değerli taşlarla süslü kılıçlar ve ince bir zevkin ürünü olan saatleri dikkat çekici parçalar arasında…
Atatürk’ün hem baston hem de tüfek olarak kullanılabilen özel silahı, manevi kızları Sabiha Gökçen ve Afet İnan’a hediye ettiği çok özel tabancaların da sergilendiği müzede, manevi kızı Rukiye Erkin’e hediye ettiği, ancak bir mercek yardımıyla okunabilen metal mahfazası içinde mini bir Kuran dikkati çekiyor.

ETİYOPYA KRALI’NIN İLGİNÇ ÇELENGİ
Milletvekili mazbataları ve 1927 yılında yaklaşık 5 günde okuduğu Nutuk’un orijinal metninin de yer aldığı müzede, Etiyopya Kralı Haile Selasiye’nin 1967 yılında Anıtkabir ziyaretinde mozoleye bıraktığı iki büyük gül dalıyla sembolize edilen gümüş çelenk de en ilginç parçalardan birisi…
Anıtkabir’deki Atatürk Müzesi’nde ayrıca okumaya büyük önem veren Atatürk’ün özel kitaplığında bulunan Türk ve İslam tarihi, dil, edebiyat, sosyal bilimler, bilim ve teknik konularındaki Türkçe, Osmanlıca, Fransızca, İngilizce, Almanca, Rusça, Arapça, Farsça, Slav dillerindeki toplam 3 bin 118 kitap da sergileniyor.

Reklamlar

8 Yorum

Yorum Yapın
  1. t u b a u n s a l Blog / Oca 25 2009 3:47 pm

    Hakan,

    çok guzel olmus, fotograflarda harika..
    devamını dilerim…

    t u b a u n s a l Blog

    • hakansezer / Oca 26 2009 8:08 pm

      Teşekkürler Tuba
      Senin bloğunun yanında lafı mı olur benimkinin 🙂

  2. Burcu Mısırlı / Oca 26 2009 1:58 pm

    Ya sen burda bile bana gönderme yapıyorsun oluyor mu şimdi : ) Yok benim sesimi duyunca anlamışsın, tamam yüksek sesli bir insanım ama böyle de olmaz ki : )))) ben olmasam 40 haramileri duyan yok:P Ellerine sağlık, bir harika olmuş – bütün fotolar: ) en kısa zamanda tekrar zıplamak dileğiyle

    • hakansezer / Oca 26 2009 8:07 pm

      Gönderme yapmıyorum Burcucum :))) O şarkı gibi sesini duyduğumu söylemek istemiştim sadece 😉

  3. Pınar Karaçar / Oca 28 2009 11:44 pm

    Hakancım

    Çok güzel herşey…

    Yola devam….

  4. yaşar / Haz 21 2009 10:49 am

    VATAN NAMUSTUR.

    Vatanın ve namusun bekçileri her zaman onurlu insanlardan olmuştur.
    Onursuzlar için zaten söylenecek söz yoktur.

    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

  5. ahmet ataş / Eyl 21 2010 6:53 am

    Hakan tebrikler resimler profesyonelce gerçekten yazılar da öyle sana mı ait yazılar da!?

    • hakansezer / Mar 21 2011 12:56 am

      Evet yazıların çoğu bana ait Ahmet Bey…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: