Skip to content
Ocak 30, 2009 / hakansezer

Mağara’da bir ekselans… İzzet Keribar…

izzet-keribar_ky

Uluslararası Fotoğraf Federasyonu’nun Ekselans Unvanlı Sanatçısı İzzet Keribar’ın Mağara’ya geleceğini öğrendiğimde çok heyecanlanmıştım. Böylesine büyük bir ustanın biz 40 Haramilerle birlikte olması bizlere kendisinden bir şeyler anlatması bizim için bir nimetti ve bu beni gerçekten heyecanlandırdı.

40 Haramiler, içinde benim de bulunduğum sayısı yaklaşık 600’ü aşkın bir fotoğrafçı grubu. Kurucusu Ali Baba diye tabir ettiğimiz, benim çok yakından tanıdığım, muhteşem bir enerjiye sahip olan ve bu enerjisini konuştuğu kişiye hemen aktarabilmiş bir kişi sevgili Muammer Yanmaz
Ben, Muammer’e, Ali Baba yerine babacan demeyi tercih ediyorum. Gerçekten de o babacan tavrını bir görseniz siz de bana hak vereceksiniz. Sevgili Muammer Yanmaz için ayrı bir konu açacağım…
Ama öncelikle geçenlerde Muammer’in hem stüdyosu hem de evi olan Mağara adını verdiğimiz mekana gelen İzzet Keribar söyleşisinden aklımda kalanlar…
dsc_6909

İzzet Keribar söyleşisine gitmeden kendisi hakkında yazılanları çizilenleri merak edip okudum. Yani çalışmış bir şekilde gittim Mağara’ya… Mağara’dan içeriye girerken kapıda karşılaştık İzzet Bey’le… Kendisi çok kibar, nazik ve güler yüzlü bir beyefendi…
Anlattığına göre 80’li yıllarda başlamış fotoğraf çekmeye hobi olarak… Daha öncesinde tekstil işi yapıyormuş… İFSAK bana çok şey verdi diyor… O yıllarda yarışmalara katılmış…

Gelin bundan sonrasına onun ağzından devam edelim…

“Yarışmalarda kazandığım ödüllerden dolayı ismim 84-85 yılında duyulmaya başladı… 85-86 yılları arası A.Fiap (Uluslarası Fotoğraf Federasyonu Sanatçısı) oldum.. 88 yılında E.Fiap (Uluslarası Fotoğraf Federasyonu Ekselans Ünvanlı Sanatçı) diploması geldi… Bunlar çok sevindiriciydi ve beni her zaman daha ileri gitmeyi teşvik etti. Bana bu ödüller güç verdi…”

Şimdi günümüzde fotoğraf çekmenin çok kolaylaştığını belirtiyor İzzet Keribar… Peki neden herkes başarılı olamıyor diye de soruyor usta fotoğrafçı… Cevabını da kendi veriyor yine… Çünkü sunmasını henüz bilmiyorlar… Bunu gördüm çektim. Bu iş bitti diye bir şey yok… Her gittiğiniz yerde fotoğraf çekimini daha düzenli yapabildiğiniz gibi farklı bir ışık, farklı bir açı, ve farklı bir ortam buluyorsunuz. Ayrıca o yerler de değişiyor. Aynı yere bir kez daha gidiyorum. Çünkü orası değişmiş, benim makinem değişmiş, ben değişmişim ayrıca da 2008 yılında orayı çekmişim ama 2009’da çekmemişim diyor…

Bu söyleşiye biraz ara verip ilk kez Mağara’da sergilediği Mısır sunumunu bizlere seyrettiriyor. Gerçekten nefis bir sunum, kendisi her ne kadar bu sunumda hatalar var dese de…

Bu sunumdan sonra yeniden sohbet kısmı başlıyor… Diyor ki Keribar, “Bu ancak sistemli bir çalışmayla olabiliyor. Bendeki yetenek aslında doğuştan gelen bir sistemli çalışma yeteniği. Görüyorum etrafımda çok yetenekli fotoğrafçılar var. Ama bir şey eksik. Yetenekli oldukları halde bir zaman sonra bırakıyorlar, vazgeçiyorlar… Bende çok daha yukarıya doğru ivmeyle giden bir çizgi var. Bunun felsefeyle ilgisi yok. Sistemli, disiplinli ve istekli yaptığınız her işe o sevgi dozunu verebilmeniz lazım…”

Arşiv sistemi hakkında da görüşlerini bizlerle paylaşan Keribar, “2002’de ilk dijital fotoğrafa geçişim başladı. Arşivimde milyon adet fotoğraf vardı ve çok iyi bir arşiv sistemi yaratmak istiyordum. Ekibim her ay 5000 adet fotoğrafı tarayarak arşive sistematik bir şekilde ekliyor. Mesela Mısır yazınca tüm fotoğraflar o klasörde ortaya çıkıyor” diyor.

İzzet Keribar konuşurken bir şeye dikkat ettim. Kendisi size bir şeyler öğretebilmek için son derece istekli… Bundan da biraz güç alarak ilk sorumu bu sırada sordum. Hocam hemen hemen tüm dünyayı geziyorsunuz. Yanınızda ekipman olarak ne alıyorsunuz?

İzzet Keribar, “Mısır gezimde yanımda Nikon D300 makinem ve iki de objektifim vardı. Onun dışında bir de sehpa (tripod) aldım. Aslında gezilerime giderken yanıma birkaç body ve objektif alırım. Bu sefer bunlar yetti” diyor. Mısır sunumunu izlerken gerçekten de bu kadar az ekipmanla bu kadar başarılı işler nasıl çıkabilir diye düşünmeden edemiyorsunuz. Sadece ağzınız açık bir şekilde sunumu izliyorsunuz…

Model bulma konusunda zorlanıyor musunuz diye bir soru geldi arkalardan. Keribar da bu tarz yerlere giderken cebinizi bozuk paralarla doldurun diyor. Çünkü insanlar fotoğraf çekimlerinde ufak da olsa para istiyor… Onlara 1-2 bozuk para bile verseniz sizin için süper pozlar verebiliyorlar diyor…
Diğer sunumlarını da seyrediyoruz Keribar’ın…

hakan_izzet_keribar

Kısa bir mola veriliyor. Bu molada yanına yaklaşıp merak ettiklerimi kendisine soruyorum… Özellikle insanları çekerken biraz aşağıdan mı çekiyorsunuz acaba?

Arkadaki nesnede bir güzellik bulduysam onu da kadraja almaya çalışırım diyor ve devam ediyor, “İnsan öğesini ben doya doya seve seve kendi arşivim için çektim. İki şekilde insan var. Ya bu insanları siz yakalarsınız. Bir hareketin önceden oluşmasını beklersiniz. Belli bir yere o insan o hareketi yaptıktan sonra o fotoğrafın karesi içinde en hoş olan yerde o fotoğrafı yakalarsınız ya da o insanlara poz verdirirsiniz. Portre yapmayı düşünüyorsanız mutlaka o insanla bir ilişki kurmanız bir diyaloğa girmeniz lazım. Ve o zaman ışığı kullanma şansınız olur. Çünkü her şeye güzelliği veren ışıktır. Enteresan bir yüz gördükten sonra o ışığıda elde ederseniz o portreyi de yaparsınız. Işık gibi benim tarzımı yapan öğelerden bir tanesi de geri planların iyi kullanılması… Benim hiçbir fotoğrafımda asıl konuyu rahatsız eden herhangi bir lekeyle karşılaşmamışsınızdır. Ben şimdi modeli gördüğüm zaman, fotoğraf çekeceğimi anladığım zaman hemen kelebek gibi etrafında dolaşmaya başlarım. Fakat aslında gözlerim bir radar gibi neyi doğru çekebilirim, ışık nereden geliyor geride ne var acaba hangi diyaframı kullanacağım geridekileri yok mu edeceğim ya da onları flu mu çekmem gerekiyor. Bu işi yapmak için çok çabuk karar vermeniz gerekiyor. Bu yüzden modelin etrafında dans etmeye başlarım adeta”

İyi fotoğraf çekebilmenin de ipuçlarını veriyor İzzet hocam… “İyi fotoğraf çekebilmek için bir defa fotoğrafçı olmak gerek. Tesadüfen fotoğraf çekilebileceğine ben inanmıyorum. Fotoğraf çekebilmek için sizin ne yaptığınızı bilmeniz lazım. 1-2 tane iyi fotoğraf da çıksa bu hiçbir şey ifade etmez. Bunun devamlılığı söz konusu… Mutlaka bildiklerimi gelecek nesillere anlatmak. Ben buna çok inanıyorum. Bu hem iyi bir şey hem de daha çok sevilmemi sağlıyor. Gençlere en iyi verdiğim ders fotoğrafı sevme dersi…”

Teşekkürler İzzet Keribar, bizlerle böyle bir söyleşiyi gerçekleştirdiğin için. Sana da bir kez daha teşekkürler Babacan bizleri böyle büyük bir ustayla buluşturduğun için…

Sevgiler

Hakan SEZER

İzzet Keribar kimdir?

İzzet Keribar, 1936 yılında İstanbul’da doğdu. Genç yaşından itibaren fotoğrafa karşı ilgi duydu ve 1957’de askerliğini yapmak üzere gittiği Kore’de, devamlı fotoğraf çekerek, tekniğini ve deneyimini geliştirdi.

Büyük bir aradan sonra, 1980 yılında, fotoğrafa tekrar yöneldi. O yıldan beri yurtiçinde ve yurtdışında fotoğraf amaçlı geziler düzenlemekte ve yoğun olarak fotoğraf üretmeye devam etmektedir. Sahibi olduğu Türkiye ve Dünya fotoğrafları arşivi, ülkemizin en önemlilerinden biridir.

İzzet Keribar, İFSAK’ın onur üyesidir (İFSAK=İstanbul Fotograf ve Sinema Amatörleri Derneği). Uluslararası Fotoğraf Federasyonu tarafından 1985 yılında A.Fiap (Sanatçı), 1988 yılında da E.Fiap (Ekselans) ünvanları ile onurlandırılmıştır. 1982 yılından beri, yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda kişisel fotoğraf sergisi ve dia gösterisi gerçekleştiren Keribar, İFSAK’ta fotoğraf kurslarında hocalık yapmakta, Türkiye’de yapılan fotoğraf yarışmalarının jürilerinde sık sık yer almaktadır.

1991 yılında Fransa Kültür Bakanlığı tarafından, Fransız Kültür Merkezi’ndeki etkinlikleri nedeniyle “Akademik Başarılar Şövalyelik” ünvanı ile onurlandırılmıştır.

Aynı yıl National Geographic Traveler (USA) dergisinin Uluslararası Fotoğraf Yarışması’nda 16.000 fotoğraf arasından 2.liğe layık görülmüş, 1992 yılında İsrael’de yayınlanan “Jerusalem Post” gazetesinin “Yeruşalayim” konulu fotoğraf yarışmasında ise 6.300 katılım arasından birinciliği kazanmıştır.

Bazı Uluslarası Başarıları:

• 2001 Fuji Avrupa Basın Ödülleri Milenyum teması: Birincilik Ödülü
• National Geographic Traveler (ABD) Dergisi ikincilik.
• Jerusalem Post (İsrael) birincilik.
• Fuji Avrupa Basın Fotoğrafları birincilik.
• Ballantine’s Uluslarası Fot:Yarışmasında 3 mansiyon birden
• National Geographic Traveler (ABD Dergisi Üstün Başarı (Merit Award)
• Uluslarası Fot: Yarışmalarında 200 sergileme ile 30 ödül.

Ünvanlar:

• A.Fiap (Uluslararası Fotoğraf Federasyonu Sanatçısı)
• E.Fiap (Uluslararası Fotoğraf Federasyonu Ekselans Unvanlı Sanatçı)
• Fransa Eğitim Bakanlığı Üstün Başarı Şövalyelik (Palmes Académiques) Unvanı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: